Çağdaş Sözlük

afet ~ آفت

Redhouse Sözlüğü - afet ~ آفت maddesi. Sayfa: 153 - Sira: 40

1880 yılı, Redhouse Türkçe İngilizce sözlüğü afet - آفت ingilizce anlamı, آفت - afet osmanlıca ne demek. İngilizce osmanlıca sözlükte آفت - afet kelimesi nasıl geçiyor. afet osmanlıca nasıl yazılır. afet nedir, afet ne demek arapca yazılışı.

آفت means in Ottoman Turkish. What does that mean in the Ottoman language آفت. آفت attoman turkish I mean, آفت What is the meaning of the word, what does it mean in turkish آفت, Ottoman Turkish English Dictionary

آفت ما هي الكلمات الإنجليزية تعني؟ آفت تعني باللغة الإنجليزية. آفت ماذا يعني في اللغة العثمانية. آفت ماذا يعني التركي. العثماني قاموس اللغة الإنكليزية. قاموس اللغة الإنجليزية آفت

آفت چه کلمات انگلیسی چیست؟ آفت به معنای انگلیسی. آفت چه در زبان عثمانی بود. آفت به چه معنی است ترکی. واژه نامه انگلیسی عثمانی. فارسی انگلیسی فرهنگ لغت آفت

afet ~ آفت güncel sözlüklerde anlamı:

AFET ::: Belâ. Musibet. Büyük felâket. Dâhiye. * Mc: Son derece güzel.

âfet ::: (a. i. c. : âfât) : 1) büyük felâket, belâ. (bkz. : adûd, 2) . 2) mec. çok güzel insan.

âfet - i cân ::: 1) canın belâsı, can belâsı; 2) güzel, dilber.

âfet - i cân - ı cihân ::: cihanın canının belâsı.

âfet - i devrân ::: âşıkların güzeller için kullandıkları bir tâbir.

âfet ::: başa gelen üzücü hâl.

Afet :::


  1. Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım.

  2. Kıran.

  3. Çok kötü
    Örnek: Şöhret gibi servetin de afet olduğunu yeni anlıyordum. R. N. Güntekin

  4. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın
    Örnek: Gül yüzlü bir afetti ki her busesi lale. Y. K. Beyatlı

  5. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk.

  6. Çıplak.

  7. Özgür, hür
    Örnek: Bu görüş her türlü edebî şişirmelerden ari bir görüştür. Y. K. Beyatlı

  8. Bu halkla ilgili, bu halka özgü.

âfet ::: bela , felaket , musibet , afet

âfet ::: ‬afet

âfet ::: bela

âfet ::: musibet

âfet ::: felaket

âfet ::: zarar

âfet ::: ziyan

âfet ::: çok güzel

âfet ::: dilber

âfet ::: güzel sevgili

afet ::: facia, kıyamet

Afet :::

Doğanın sebep olduğu yıkım; kıran; çok kötü; büyük felaket; belâ; çok güzel insan

AFET :::

Belâ. Musibet. Büyük felâket. Dâhiye. * Mc: Son derece güzel