Çağdaş Sözlük

kalem ~ قلم

Redhouse Sözlüğü - kalem ~ قلم maddesi. Sayfa: 1470 - Sira: 12

1880 yılı, Redhouse Türkçe İngilizce sözlüğü kalem - قلم ingilizce anlamı, قلم - kalem osmanlıca ne demek. İngilizce osmanlıca sözlükte قلم - kalem kelimesi nasıl geçiyor. kalem osmanlıca nasıl yazılır. kalem nedir, kalem ne demek arapca yazılışı.

قلم means in Ottoman Turkish. What does that mean in the Ottoman language قلم. قلم attoman turkish I mean, قلم What is the meaning of the word, what does it mean in turkish قلم, Ottoman Turkish English Dictionary

قلم ما هي الكلمات الإنجليزية تعني؟ قلم تعني باللغة الإنجليزية. قلم ماذا يعني في اللغة العثمانية. قلم ماذا يعني التركي. العثماني قاموس اللغة الإنكليزية. قاموس اللغة الإنجليزية قلم

قلم چه کلمات انگلیسی چیست؟ قلم به معنای انگلیسی. قلم چه در زبان عثمانی بود. قلم به چه معنی است ترکی. واژه نامه انگلیسی عثمانی. فارسی انگلیسی فرهنگ لغت قلم

kalem ~ قلم güncel sözlüklerde anlamı:

KALEM ::: (C.: Aklâm) Kamış. Yazı için ucu inceltilen bir nevi ince ve sert kamış. * Yazı yazmak için kullanılan her türlü âlet. * İfâde. Üslub. * Mâden, taş ve tahta üzerinde oymak için ucu sivri çelik âlet. * İnce boya, fırçası. * Yazı enva'ı. * Resim. Nakış. * Resmi dâirelerde kâtiplerin çalıştıkları oda. * Ağacı aşılamak için kullanılan ucu kalem gibi yontulmuş ince çöp. * Çiçek ve sâir hastalıklara karşı kullanılan aşıyı hâvi ufak şişe. * Ok.

kalem ::: (a. i. c. : aklâm) : 1) kalem. 2) taş yontmıya yarıyan demir âlet, keski. 3) tülbent ve kumaşlara boya çekmek üzere kul lanılan bir çeşit ince fırça. 4) yazı çeşitlerinden her biri.5) bir ağacı aşılamak üzere diğer ağaç tan kalem seklinde kesilmiş olan aşı. 6) yazı, yaz ma. 7) dâire, dâirelerde yazı işlerinin görüldüğü yer, büro. 8) bir listede yazılı nesnelerin her biri. Ceff-el-kalem : düşünüp taşınmadan, hemen hüküm vererek. Ehl-i kalem : eli kalem tutanlar, * ya zarlar.

katem-i sülüs ::: g. s. sülüs kalemi, sülüs sitilde yazı yazmak için husûsî olarak hazırlanmış kalem.

KALEM ::: Allahü teâlâ kalemi yaratınca, ona yaz diye emretti. Kalem, Allahü teâlânın hitâbının heybetinden korkup titredi. Gök gürültüsü gibi yüksek bir sesle levh üzerinde hareket edip emrolunduğu şeyleri yazdı. (Nişancızâde)

KALEM ::: Allahü teâlâ kalemi yaratınca, ona yaz diye emretti. Kalem, Allahü teâlânın hitâbının heybetinden korkup titredi. Gök gürültüsü gibi yüksek bir sesle levh üzerinde hareket edip emrolunduğu şeyleri yazdı. (Nişancızâde)

Kalem :::


  1. Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç
    Örnek: Kâğıt, kalem, mürekkep, hepsi masanın üstündedir. F. R. Atay

  2. Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer

  3. Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç.

  4. Çeşit, tür.

  5. Bazı deyimlerde yazı.

  6. Yazar.

kalem ::: kalem , keski , büro , kamış , yazı için ucu inceltilen bir nevi ince ve sert kamış , yazı yazmak için kullanılan her türlü alet , ifade , üslub , maden , taş ve tahta üzerinde oymak için ucu sivri çelik alet , ince boya , fırçası , yazı enva'ı , resim , nakış , resmi dairelerde katiplerin çalıştıkları oda , ağacı aşılamak için kullanılan ucu kalem gibi yontulmuş ince çöp , çiçek ve sair hastalıklara karşı kullanılan aşıyı havi ufak şişe , ok

kalem ::: ‬kalem

kalem ::: keski

kalem ::: büro

kalem ::: çeşit, tür, yazar

KALEM :::

(C.: Aklâm) Kamış. Yazı için ucu inceltilen bir nevi ince ve sert kamış. * Yazı yazmak için kullanılan her türlü âlet. * İfâde. Üslub. * Mâden, taş ve tahta üzerinde oymak için ucu sivri çelik âlet. * İnce boya, fırçası. * Yazı enva'ı. * Resim. Nakış. * Resmi dâirelerde kâtiplerin çalıştıkları oda. * Ağacı aşılamak için kullanılan ucu kalem gibi yontulmuş ince çöp. * Çiçek ve sâir hastalıklara karşı kullanılan aşıyı hâvi ufak şişe. * Ok.